Bu bir veda yazısı olacak. Uzun zamandır kafamda planladığım, uzun sürede emek vererek yazdığım bir yazı… Unuttuğum ya da bu yazı nedeniyle kırdığım kişiler olur ise affola.
2 Şubat 2009 tarihi kapısından içeriye adımımı attığım Grey İstanbul ailesinden bugün – biraz zor olsa da – ayrılıyorum.
2 Şubat günü yaşadığım olayı anlatarak başlamak istiyorum; Stajımın ilk günü biterken gelen bir mail ile şok oldum. Saat 18:00 civarında Sevda Karaca isimli birinden gelen mail başlığı aynen şu şekildeydi; “Bu akşam Mehmet nöbetçidir.” Çalıştığım ortamda hiç Mehmet isimli bir ile tanışmamıştım. Üstelik çevremde pek erkek yoktu. Söz konusu Mehmet ben miyim acaba diye tereddüt yaşadım. İlk iş heyecanı, acemilik v.s bunun içerisine eklenince, kimseye sorma cesareti gösteremedim. Soğuk terler arasında derin derin düşünürken, şuanda kim olduğunu hatırlamıyorum ama, birisi bana; “Sen çıkmıyor musun daha?” diye sordu. Bu sorunun, aslında mailin benimle alakası olmadığını anlatan bir soru olduğunu anladım ve çok rahatladım.
Böyle başlayan Grey hikayemde bugüne kadar iyi ve kötü birçok anı yaşadım. Bunları anlatmaya kalksam belki de sayfalarca yazı çıkar. Hayatta her zaman gurur duyduğum özelliğim sosyal olmamdır. Okul yıllarımda ne kadar sosyal biriysem, iş hayatıma da bunu yansıttım. O nedenle Grey ailesi içerisinde sadece departman ayırt etmeksizin hemen hemen herkes ile samimiyetim oldu. 3 yıl içerisinde gelip, geçen birçok çalışan, birçok stajyer tanıdım. Hayatımın bundan sonrasına etki edecek çok kişi ile dostluğum oldu.
Dostlarımı saymaya başlamadan önce bana emeği geçen ustalarımı anmadan edemem. Öğrencilik yıllarımdan bu yana bünyesinde bulunduğum her iş yerini bir okul olarak gördüm. İlk staj deneyimimi yaşadığım; İzmir’de bulunan Dominant İletişim benim ilköğretim okulum oldu. İş hayatı ile ilgili bir takım şeyleri orada öğrendim. İstanbul’daki ilk iş deneyimim olan Duco İletişim ise Lise hayatım oldu ve lise hayatı kadar kısa sürdü. Grey ailesi içerisinde geçirdiğim zaman ise benim üniversite hayatım sayılabilir. Bugün mezun oluyorum ve iş hayatına atılıyorum. İş hayatı ile ilgili bu en önemli deneyimim sırasında bana sonuna kadar desteklerini sağlayan, beni eğiten ustalarım; Cohn&Wolfe PR CEO’su Şebnem Çamaş Üner ve Genel Müdürü Etel Aelyon… Sizlerin üzerimdeki emeğinizi ödemek için Dünya’da hiçbir maddi karşılık olmadığını iyi biliyorum. Sizlerin önünde saygı ile eğiliyorum. Bunda sonra hayatımda yaptığım her iyi işte dışımdan ya da içimden sizlere teşekkürlerimi sunacağıma emin olabilirsiniz. Bu yolculukta eğer sizleri üzdüysem hakkınızı helal etmenizi isterim.
İzmirli bir insanın İstanbul’a alışması oldukça zordur. İzmir gibi ülkenin en güzel şehrinden sonra İstanbul’da yaşamaya çalışmak insana acı verir, İzmir özlemi verir. Böyle zamanlarda seni iyi anlayabilecek, o özlemi yaşayan dostlar gerekir. Bu süreçte beni iyi anlayan, yanımda olan ve hep yanlarında olduğum; Fabienne Filippucci ve Irmak Altuna… Bana bu alışma dönemlerimde vermiş olduğunuz destek ve İzmirli sıcaklığı için sizlere çok teşekkür ediyorum.
Ajanstan insanlardan bahsederken her sabah kapıdan girdiğimde gördüğüm ilk kişiden başlamak en doğru olacaktır. Grey İstanbul’un ilk yüzü, herşeyi Meryem Kara… İlk başladığım günden bugüne kadar her zaman bana destek olan, gerekli bazı işleri bana öğreten, yönlendiren çok sevdiğim ablam. Bana desteğin için sana da yürekten teşekkür ederim.
Reklam tarafının hem yaratıcı hem de müşteri ilişkileri insanları… Sizleri tanıdığım için çok mutluyum. Hepinizden çok şeyler öğrendim. Özellikle Ahmet Balaban… Samimi olarak Abi dediğim insanlar arasında ilk sıralarda…
Kerim IT Cabbar… Sen aklıma geldiğinde gözümün önünden etiket bulutları geçiyorum… Londra, network, ferrari, kamyon, switch, pst, yedek alma… Verdiğin tüm destekler için teşekkür ederim. Bundan sonra IT konusunda her sıkıştığımda yine seni rahatsız edeceğim bilgine…
Burada adını anmazsam olmaz! Sosyal medyanın her alanında benimle uğraşan Meral Barık. Burada seninle ilgili bir şey yazmazsam, eminim kurtulamam. Şaka bir yana; dostluğun ve sırdaşlığın için en büyük teşekkürlerden bir tanesi sana…
CW ailesi ve eski üyeleri; Müzeyyen, Merve, Murat, Burcu, Birgül, Deniz, Leyla, Serap, Gönül, Hatice, Banu, Özge, Ezgi, Derya, Rukiye… hepinize, bana yapmış olduğunu katkılar için ayrı ayrı teşekkürler…
Dijital ailesi; burada CW’den sonra en sevdiğim aile… Şuanda geçeceğim sektör nedeniyle hep sıcak oldum. Çok güzel dostluklarım oldu. Ancak Bülent Keleş dediğim zaman durmam gerekli. Abi listesinde yine ilk sıralardan bir isim. Kariyer değişikliğim konusunda fikir önderim, her zaman örnek aldığım mükemmel insan. Yazıdaki en büyük teşekkürlerden bir tanesi sana…
Hilal Bilican; Hemşerim, aynı ilçe, aynı semt, aynı sokak, aynı okullar… Fakat tanışmak burada kısmetmiş. Herşey için teşekkürler.
Kemal Abi… Sana ne diyeyim bilemiyorum. Şimdi ben ne desem sen tersini söyleyeceksin… Hararetli hararetli anlattıklarından, finansçı dili olsa da nasıl olup birşeyler anladım inan bilmiyorum. Sana teşekkürün nedeni; bana göstermiş olduğun sabır…
Nizamettin Abi, İbrahim Abi, Semra Abla, Selim, Erkan… bu listeler saymakla bitmez… Özetle; 3 yıla sığan herkese sonsuz teşekkürler.
işte tüm bu saydıklarım nedeniyle bugün buradan ayrılmak çok zor geliyor. Pazartesi günü mesailere farklı ofislerde başlasak da benim aklımın ve kalbimin bir tarafı hep burada kalacak. Umarım iş hayat içerisinde yollarımız tekrar kesişir ve sizlerden öğrenme sürecim hiç bitmez…